skip to Main Content

Öğrenilmiş Çaresizlik Yeni Gücünüz Olabilir

çaresizliğin gücüOkuduğum ilk kişisel gelişim kitaplarından biri olan “Peynirimi kim kaptı” isimli kitap beni o anda harekete geçirmişti. Arkasından onlarca kitap okudum ve yaptığım araştırmalarda çaresizliğe sürüklenen kişilerin durumu kabullenip gerçek çaresizler olabildiklerini gördüm. Aynı şekilde değişime direnmeyip ayak uydurmayı deneyerek çaresizliğin güce dönüştürülebildiğini de gördüm.

Bu yazımda “Öğrenilmiş çaresizlik nedir?” sorusuna yanıt vermenin yanısıra; çaresizlikten doğan gücün ve beraberindeki pozitif değişimlerin altını çizeceğim. Okuyacağınız beş dakikalık çay tadında bir yazı sizin de hayatınızı olumlu yönde değiştirebilir. Tıpkı “Peynirimi Kim Kaptı” isimli eser gibi.

Öncelikle öğrenilmiş çaresizlik nedir? sorusuna yanıt verelim:

Kişinin hayatı boyunca yaşadığı olumsuz deneyimlerden sonra inancının azalması, tekrar eden olumsuzluklarda yaşama sevincinin yok olması sürecine öğrenilmiş çaresizlik diyebiliriz. Bu psikoloji beraberinde tekrar deneme hamlesine sizi isteksiz kılan ve mevcut durumu kabullenmenizi sağlayan bir ruh halidir. (Ruhsal problem)

Kişinin bu duruma kendi kendine düşebileceği gibi değişen hayat şartları da öğrenilmiş çaresizliğe sürükleyebilir. Tabi bunu engellemek mümkün. Kendinizi çaresiz hissetmenize sebep olacak değişen hayat şartlarına karşı direnmek yerine kabullenmeyi ve aksiyon almayı seçerseniz durumu avantaja çevirmiş olursunuz. Dikkat! Kabullenmekten kastım: “Değişen şartlarla birlikte kişisel anlamda değişmek gerektiğini kabullenmektir”

TRT1’de yayınlanan “En son babalar duyar” dizisini izlemiş olmalısınız. Dizide ailenin babasını canlandıran Ali Erkazak sanayici Mehmet rolünde oynuyordu. Mehmet bey’in sanayi arkadaşı “Sinan” karakterini ise yine ünlü oyuncu Metin Coşkun canlandırıyordu. Dizide Mehmet bey değişen teknolojiye ayak uydurmayıp el ustası CNC atölyesini yaşattığı için ekonomik problemlerle boğuşuyordu. Değişen teknolojiye ayak uyduran sanayi arkadaşı Sinan bey ise bilgisayarlı CNC tezgahına geçtiği için çok yüksek gelir elde ederek tipik bir sonradan görmeyi canlandırıyordu. Mehmet bey gün geçtikçe düşen gelirini kabullenmiş ve bilgisayarlı CNC’e geçmemek için direndiğinden işinde hiç ilerleme kaydedemiyordu. Sinan bey ise durumu avantaja çevirmiş ve sürekli artan geliri ile ev yerine adını şato verdikleri yazlıklarında yaşıyordu:)

Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili çeşitli deneyler vardır. Bunların en bilineni kısa bir iple bağlı olan köpek deneyidir. Denek köpek özgürlüğüne düşkün olduğu için sürekli yuvasından uzaklaşmaya çalışır ve ipin uzandığı yerden bir adım öteye geçemez. Tekrar eden denemelerinin sonunda artık sınırı zorlamaktan vazgeçmiştir. Deneyin ikinci aşamasında köpeğin ipi serbest bırakılmasına rağmen denek köpek birinci aşamada geçemediği sınırı tekrar geçmek için hamle yapmaz. Tam sınıra kadar gelip durmayı tercih eden köpek, öğrenilmiş çaresizliğin efsane örneği olmuştur.

Öğrenilmiş çaresizlik ile Değişime ayak uydurma konusunu birleştirip yorumlamamın nedeni yukarıdaki örneklerde gizli.

Tıpkı “peynirimi kim kaptı” isimli kitapta anlatıldığı gibi: Labirentin içinde daha öncesinde peynirleri ayağına gelen insancıklar veüzgün fareler duruma alışmış, keyifleri yerindedir. Fakat gün gelir şartlar değişince insancıklar ve fareler sütten kesilir. Bu defa peynirleri labirentin zor köşelerine koyulur. İnsancıklar ve fareler bir süre bekler. Fakat peynirleri ayağına gelmiyordur. Fareler bir süre sonra harekete geçer. Plansızca tüm labirenti dolaşmaya başlarlar. İnsancıklar ise kendilerini peynire götürecek stratjiler aramaya başlar. İnsancıklar sadece yattığı yerden düşünürken fareler deneme yanılma yönteminde ısrarcıdır. Bir süre sonra fareler yeni yeni peynirler bulmayı başarır fakat insancıklar enerjilerini harcamadan düşünmeye devam eder. Her yeni peynirin bir sonraki peyniri işaret ettiği labirentte sürekli çabalayan fareler büyük peynire ulaşırken insancıklar yattığı yerden düşündüğü için aç kalır.

Bu öyküden sonra açtığım ilk bloğun sloganını “iş(te) koşarak düşünen blog” olarak belirlemiştim. Çünkü o güne kadar hep bir ilham gelsin diye bekleyerek vakit kaybettiğimi; başlamak için ilk adımı atmam gerektiğini farketmiştim. Aradan yıllar geçti sonuç ise gayet tatmin edici oldu.

Bugün eğitim almaya karar veren insanlara danışmanlık yapıyorum. Kendilerine sunulan eğitim hakkında bilgi aldıktan sonra “hmm.. ben bunu biraz düşünüp karar vereyim” diyen kişilere şunu soruyorum: “Kaç yıldır böyle bir eğitim alma planınız var?”

Cevaplar genelde “birkaç yıldır düşünüyorum” şeklinde oluyor. Bu defa da “Siz düşünmeye devam ettikçe birileri bu eğitimi alarak piyasadaki pastadan payını almaya devam ediyor. Bence artık düşünme aşamasını geçip karak verme aşamasına gelmelisiniz” diyorum.

Bu sunumun olumlu etkilerini defalarca gördüm. Aslında bildiğim bir yöntemdi fakat sunuma çevrilmiş soru cevap sürecini satış müdürüm Yahya beyden öğrendim.

Çünkü: İnsanlar bilişim veya teknoloji alanındaki gelişmeleri görüyor. Herşeyin farkındalar. Bu durum insanları kendilerini güncelleme konusunda zorunlu hissettiriyor. Eğitim almaya, kendini geliştirmeye karar veren (daha doğrusu düşünen) kişi biran önce başlamak yerine ertelemeyi seçtikçe zamanla denemiş ve başarısız olmuş gibi hissediyor. Aslında hiç başlamamış birey yıllardır düşünüyor olmayı yıllardır deniyor olmakla karıştırıyor. Tıpkı sıgarayı bırakmayı düşünen ama denemeyen insanlar gibi. Bu durum zamanla kabullenilmiş çaresizliğe dönüşüyor. Süreç devamlı bilinçaltı işlediği için insanlar uyandığında kendilerini geç kalmış zannediyor.

Çaresizlik Nezaman Güce Dönüşür:

Kişi kendisini çaresiz hissettiği için denemekten vazgeçer ve bir gün tıkanma noktasına gelirse artık B planı bulmak zorunda kalır. Çünkü sürdürebilir hayat için üretmek gerekir. Yaşamak ve yaşamamak arasında kalan kişi çaresizce ve aslında istekle yaşamayı seçer. Yıllardır bekleyerek hiçbirşeyin değişmediğini gören birey artık uyanmıştır. B planını devreye soktuğu anda başarıya ulaşır. Çünkü bu tip bireyler “nasıl başarısız olurum” sorusunu yıllardır tecrübe edinmiştir. Artık tek seçenek kalır: Nasıl başarılı olurum değil! “Bunları yaparsam başarılı olurum.” 

Bugün Tam Zamanı:

Eğer siz de kendinizi bazı konularda bıkkın hissediyor ve denemekten vazgeçiyorsanız bugün birdaha düşünün. Gün gelip ilk adımı atmaya mecbur kaldığınızda şuankinden çok daha fazla çaba göstermeniz gerekebilir. Planladığınız hayat için, kafanızdaki proje veya amacınız için hemen şimdi bu siteyi terk edip ilk adımı atın. Düşünmeyin! uzun zamandır düşündükleriniz yetmez mi? Koşun. Koşmaya başlayın. Çünkü koşarken de düşünebilirsiniz.

Bünyamin Kapıcıoğlu | HizliAdam.com (Rekabet Hız İster)

8 Yorum
  1. O harekete geçmek bende pek olmuyor. Kafanda tasarlama kısmı hem daha az yoruu hemde hayal etmek daha eğenceli 🙂 Şaka bir yane güzel makale olmuş Bünyamin hocam. Eline sağlık.

  2. Öğrenilmiş Çaresizlik konulu bir kaç kitapta ben okumuştum.
    Bilim adamlarının kurbağalar, çekirgeler ve filler üzerinde yaptığı deneyler ile öğrenilmiş çaresizlik kavramı türemiştir.

    Bu konuda ben de kitaplardan okuduğum bir kaç hikayeyi kendi blogumda yeniden yorumlamayı düşünüyorum.

  3. Başlamak bitirmenin yarısıdır demişler. Dediğiniz gibi biryerlerden başlamak gerekiyor. Yoksa hayal kur kur ömürler bitiyor. Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları e-posta aracılığıyla bana bildir. Ayrıca yorum yapmadan da abone olabilirsiniz.

Back To Top